Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Müslüman Kardeşler

Müslüman Kardeşler’in Kısa Tarihi

Müslüman Kardeşler’in Kısa Tarihi

Müslüman Kardeşler Teşkilatı 1924 yılında Osmanlı hilafetinin ilgasından sonra İslam dünyasında meydana gelen otorite boşluğunu doldurmaya yönelik olarak kuruldu…

Hareketin kurucusu Hasan El Benna, 1928 yılının mart ayında Mısır’ın İsmaili’ye kentinde, Süveyş kanalında çalışan 6 arkadaşı ile birlikte İhvan-i Müslimini (Müslüman Kardeşler) bireysel ve küresel aydınlanmaya dayalı,  ahlaki öğeleri inceleyen dini bir hareket olarak kurdu.

Bu hareket zaman içerisinde sosyal bir toplum hareketine, ardından siyasi bir harekete dönüştü. Benna’nın tanımıyla bir hayır cemiyeti olmadığı gibi sınırlı amaçları olan bir siyasi parti yada yerel bir örgütte değildir. Mısırdaki ahlaki yozlaşmaya karşı İslami ilkelere dayalı, Adil ve ahlaki bir toplum oluşturmak amacıyla yola çıkmış bir harekettir.

Kısa sürede halk içinde destek bulan Müslüman Kardeşlerin 1931 yılında üç olan şube sayısı, 1938’e geldiğinde ülke çapında 300’e ulaşmış ve bu oluşum mısırın önemli muhalif guruplarından biri haline gelmiştir. Bununla birlikte erken gelen bu güçlü konum aynı zamanda hareketin rejim tarafından sürekli bir tehdit olarak algılanmasını ve bastırılmaya çalışılmasını da beraberinde getirmiştir.

Bu dönemde Hasan El Benna defalarca tutuklanmış, hareketin yayınları toplatılmış, toplantıları yasaklanmış ve gazetelere örgüt hakkında yayın yapma yasağı gelmiştir. Buna karşı 1940’lar boyunca büyümeye devam eden hareketin şube sayısı,  1948 yılında 2000’e ulaşmış, üye sayısı ise bir milyonu aşmıştır.

Savaş sonrası yıllarda Müslüman kardeşlerin sosyal faaliyetleri daha geniş kitlelere ulaşmaya başlamış; hareket hastaneler, klinikler, okullar ve  küçük imalathaneler  kurmaya yönelmiştir.

1942 yılından itibaren Ürdün ve Filistin’in doğu bölgelerinde yayılmaya başlayan İhvan’ın organize etiği tugaylar, Filistin topraklarında 1948 yılına kadar aktif olarak savaşmıştır.

O dönem mısırda ki partilerin çoğunun Askeri kanadı bulunmaktadır. İhvan tugayları, dönemin arap orduları içerisinde başarılı olan askeri birlikler olarak anılmaktadır. Bu durum büyük devletleri, özellikle de İngiltere’yi tedirgin etmiş, Mısır yönetimine yapılan baskılar sonucunda Müslüman Kardeşler teşkilatı, dönemin mısır başbakanı Fehmi Nukraşi tarafından tüm şubeleri ile birlikte kapatılmıştır.

Bu kararda İngiltere’den gelen baskılar kadar Sosyal faaliyetleri ile geniş bir halk kitlesine oluşan İhvan’ın Mısır içinde paralel bir devlet haline geldiği düşüncesi de etkili olmuştur.

Başbakan Nukraşi’nin bir suikasta kurban gitmesinin ardından İhvan, bu suikasttan sorumlu tutularak Filistin cephesinde savaşmakta olan bir çok mensubu dahil olmak üzere geniş çaplı bir tutuklama ile karşı karşıya kalmıştır.

Hasan El-Benna 12 Şubat 1949 da uğradığı suikast sonucu hayatını kaybetmiştir. O dönem halk arasında bu olaydan kral Faruk sorumlu tutulmuş ve Başbakanının ölümüne bu şekilde karşılık verildiği yorumları yapılmıştır.

1952’de hür subaylar darbesinin başındaki isimlerle yakın ilişkide olan teşkilat, bu sürecin başarılı olmasına katkı sağladıysa da devrimde doğrudan rol oynamamıştır.

Devrim sonrasında, gücünü paylaşmak isteyen ordu, İslami bir düzen isteyen Müslüman Kardeşlerle kısa süre içinde görüş ayrılığına düşmüştür.

1954’te Cemal Abdunnasır’a yönelik suikast girişiminden sonra hareketin altı lideri vatana ihanet suçundan idam edildi ve hareket şiddet yoluyla bastırıldı. El-Ezher Üniversitesi, özel camiler, hayır kuruluşları ve vakıfların devlet tarafından kontrol altına alınmasıyla Müslüman Kardeşlere baskı iyice arttı. Bu dönemde hareketin pek çok üyesi hapse atılmış, toplama kamplarına gönderilmiş, işkence görmüş ve diğer ülkelere sığınmışlardır.

Enver Sedat’ın 1970’te başa geçmesiyle birlikte Müslüman Kardeşler üzerindeki baskı göreceli olarak azalmıştır. Bu dönemde toplama kampları kapatılarak, aşamalı olarak tutuklu bulunan örgüt üyeleri serbest bırakılmaya başlamıştır. Bununla birlikte Müslüman Kardeşlerin yasa dışı konumu değiştirilmemiş ancak varlığını sürdürmesine de tolerans gösterilmiştir. Hareketin sistem içerisindeki bu pozisyonu mübarek dönemi boyunca da devam etmiştir. Bütün bu engellemelere karşın hareket bu dönemde güçlenmiş ve üye sayısını sürekli artırmıştır.

Nasır döneminin yıkıcı etkisi, hareketin fikri temellerinde ve politikalarında da değişimlerin yaşanmasında etkili olmuştur. Güçlü bir halk desteğine sahip olan Müslüman Kardeşler, demokratik seçim sürecine dahil olma çabasına girmiştir.

Kardeşler, zamanla orta doğunun diğer ülkelerinde de değişik adlarla etkinliğini göstermiştir. Müslüman Kardeşlerin, Suriye’nin hama kentinde şubat 1982’de giriştiği yardım faaliyetleri, Hafız Esed yönetimini rahatsız etmiştir. Bunun üzerine kardeşlerin yanında yer alan 25 Bin kişi, baba Esed tarafından katledildi. Binlerce kişide Müebbet hapis ile cezasının aldı.

Müslüman Kardeşler; 1946 yılında Ürdün’de, 1987 yılında Suriye’de, 1936 Yılında da Lübnan’da kurularak bir uluslararası örgüt sıfatını aldı. Aynı zamanda örgüt, İslam dünyasının her yerinden gelen öğrencilerle tanışma günleri, eğitim fırsatları gibi hizmetler sunarak önde gelen eğitim merkezlerinden biri olmayı başardı.

Filistin haricinde fiili eylemlere girişmeyen Müslüman Kardeşler, faaliyetlerini genellikle Tebliğ ve davet çalışmaları alanında yürüttü. Özellikle Mısır ve Ürdün’de bir çok okul, hastane ve vakıf kurarak zaten güçlü olan halk desteğini sürekli kırmayı hedefledi.

Toplumsal faaliyetlerin yanı sıra İslam dünyasının bir çok davasına müdahil olan Müslüman Kardeşler; İsrail Filistin sorunu, Cezayir iç savaşı, Afganistan’ın SSCB tarafından işgali, Çeçenistan ve Keşmir Sorunlarında her türlü İnsani yardımın ulaşımında bizzat aktif rol aldı.

Mısır’da parlamento seçimleri büyük ölçüde muhalefetin katılımına kapalı olmakla birlikte 1984’te Müslüman Kardeşlerin Vefd Partisi içinde aday gösterilmesine izin verilmiştir.

1987’de Örgüt be kez işçi partisi ile ittifak yapmıştır. Her iki seferde de Müslüman Kardeşlerle ittifak yapan partiler, bütün diğer muhalif partilerin toplamından daha çok oy almıştır.

1991’de gerçekleşen körfez savaşına Mısırın verdiği destek, Hüsnü Mübarek’e karşı halkın tepkilerini artırmıştır. 1992’de Mısırda yaşanan deprem sonrasında Müslüman Kardeşlerin yürüttüğü faaliyetler sonrasında hareketin halk içindeki popülaritesi yükselmiştir.

1992’de 10 yıllık zımni bir iş birliğinin ardından Mısır Hükümeti, hem Mısır Halk meclisinde hem de ülkenin irtibatlı meslek örgütleri içinde belirgin bir siyasi güç kazanan Müslüman Kardeşleri zayıflatmak çabası içine girmiş ve Mısır devleti ile hareket arasında 5 yıl süren düşük yoğunluklu bir mücadele dönemi yaşanmıştır. 1995 ve 1996 yıllarında çok sayıda hareket üyesi bir kez daha tutuklanmış ve seçimlere girmeleri yasaklanmıştır.

2000 yılında bağımsız adaylar gösterme imkanına kavuşan Müslüman Kardeşler, mecliste 17 sandalye kazanmışlardır. Bütün engellemelere rağmen elde edilen göreceli seçim başarısının ardından, 2004 yılında Muhammed mehdi akit önderliğinde başlatılan “Reform Girişimi” örgütün siyasi evriminde önemli bir köşe taşıdır. İlk defa hareket, kamuoyuna ülkeyi yönetmek için en iyi sistemin özgür ve adil seçimlerle daha çok oy alan partinin iktidara geldiği parlamenter sistem olduğunu açıklamamıştır.

2005 seçimlerine Reform rüzgârı ile giren Müslüman Kardeşler, öncekilere göre daha adil ve özgür bir ortam sunan seçimlerde 454 sandalyeden 88’ini kazanarak önemli bir başarı elde etmiştir. Müslüman Kardeşlerin bu başarısını Mübarek rejimini tedirgin ederken, 2010 seçimleri öncesinde hareket bir kez daha baskı ile karşı karşıya kalmıştır. Bu dönemde hareketin pek çok üyesi tutuklanmış, çeşitli sindirme politikalarına maruz kalmıştır. Bu baskı Müslüman Kardeşler içinde karşılığını bulmuş, hareket içinde Reform yanlısı Muhammed Habib kaşsısında Muhammed Bedii liderlik seçimlerini kazanmıştır.

2010 seçimlerinin ilk turunda Müslüman Kardeşlerin bağımsız adaylarını tek bir sandalye bile kazanamaması, usulsüzlük iddialarını beraberinde getirirken, hareket diğer muhalefet partileri ile birlikte seçimlerin ikinci turunu Boykot etmiştir.

2011 yılının başlarında Hüsnü Mübarek’in yönetimi terk etmek zorunda kaldığı protestoların ardından Müslüman Kardeşler, 30 Nisan 2011 tarihinde, 2011 Eylül seçimlerinde parlamentoda ki sandalyelerin yarısını almaya programlı bir şekilde yeni bir parti kurdu. Ve adını da Özgürlük ve Adalet partisi koydu.

Parti 2011 Eylül seçimleri için Kıpti aday yada bayan aday göstermedi. Devrimin ardından bazı yeni guruplarda bu arada ortaya çıkmaya başlamıştı. 30 milyondan fazla insan seçimlerde özgürlük ve adalet partisine oy verdi. Parti; 127 sandalye ve 108 bağımsız aday ile toplamda mecliste 235 sandalye kazandı. Parlamentoda 498 seçilmiş üye, 10 görevli toplam 508 sandalye vardı.

Müslüman Kardeşlerin delegeleri 2012 yılında Cumhurbaşkanı olarak Muhammed Mursi’yi seçti. Mübarek döneminden sonraki ilk Mısır seçimlerinde, Müslüman Kardeşlerin üyeleri Muhammed Mursi’yi  yüzde % 51.73 oy ile seçmişlerdi. Rakibi eski hava kuvvetleri komutanı Ahmet şefik ise Yüzde % 48.27 oranında oy almıştı.

3 Eylül 2013 tarihinde Muhammed Mursi’nin Genelkurmay başkanı olarak atadığı Abdul Fettah Es-Sisi Mısırda darbe yaptı ve Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi tutukladı. Bunun üzerine milyonlarca mısırlı, Muhammed Mursi’nin Mısır cumhurbaşkanı olarak kalması için protestolar düzenledi. Protestocular arasında darbecilerin güvenlik güçlerinin ve keskin nişancıların açtığı ateş üzerine 1000’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Osman Zaim / Genç Doku

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ